CHP’li Akın: ”2 Mayıs, enerji kimlik belgesi için önemli bir tarih!”

Kategori : EnerjiTarih : 12 Mart 2017


CHP Balıkesir Milletvekili ve enerji politikalarından sorumlu Genel Başkan Başdanışmanı Ahmet Akın, binalarda enerji kimlik belgesi ile ilgili olarak basın toplantısı düzenledi.

“2 MAYIS’TAN SONRA HALKIMIZI YENİ VE ÖNEMLİ BİR SIKINTI BEKLİYOR”

 

Bugün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü. Ben öncelikle bu vesileyle tüm kadınlarımıza saygılarımı sunuyorum. Hak ve özgürlük mücadelelerinde her zaman onlarla yan yana, omuz omuza olduğumuzu belirtmek istiyorum.

 

Ayrıca Türk Metal Sendikası üyesi olan kadınlarımızın geçirdiği kazada kaybettiklerimize Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum.

 

ENERJİ VERİMLİLİĞİ ÖNEMLİ BİR KAYNAKTIR

 

Daha az enerji kullanarak aynı işi yapabilmek olarak tanımlanan enerji verimliliği birim hizmet ya da iş üretimindeki enerji tüketiminin azaltılmasıdır. Bütün dünya çalışmalarını bu konuya odaklamıştır.

 

ENERJİYİ VERİMSİZ KULLANIYORUZ

 

Türkiye,  bir dolarlık mal ya da hizmet üretmek için OECD ülkelerinde kullanılan enerji miktarının iki katı enerji kullanıyor.

 

Bu yüzden enerji yönetiminin önündeki en önemli hedef bu olmalıdır. Ama maalesef Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı enerji talebinin tasarruf yoluyla değil, öncelikli olarak yeni yatırımlar yoluyla karşılanması yolunu tercih ediyor.

 

Enerji yatırımları çok pahalı yatırımlardır. Elimizde enerji verimliliği gibi maliyetsiz araçlar varken, kaynaklarımızı bu kadar verimsiz kullanmak çok yanlış.

 

GEREKLİ MEVZUATI YAPIYORUZ AMA KAĞIT ÜZERİNDE KALIYOR

 

2004 yılında Enerji Verimliliği Strateji Belgesi yayınlanmış, 2007 yılında ise 5627 sayılı Enerji Verimliliği Kanunu yürürlüğe girmiştir. Yine 2012 yılında 2012-2023 yılları arasını kapsayan yeni bir Enerji Verimliliği Strateji Belgesi yayınlanmıştır. Kanuna bağlı idari düzenlemeler de yapılmıştır.

 

Bütün bunlar yapıldı da ne oldu? Uygulanabildi mi? Hayır.

 

Gerekli izleme ve denetimler yapıldı mı? Hayır.

 

Konulan iddialı hedeflere ulaşıldı mı? Hayır. Bırakın ulaşmayı yanına bile yaklaşılamadı.

 

Adalet ve Kalkınma Partisinin bütün uygulamalarında olduğu gibi yapılan düzenlemeler kağıt üzerinde kaldı, hayata geçirilmedi.

 

Avrupa Birliği her yıl yayınladığı düzenli İlerleme Raporunda sürekli olarak bu konuya değinmiş ve Enerji Verimliliği konusunda herhangi bir ilerleme sağlanamadığı için ülkemizi eleştirmiştir. Hatta AB bu amaçla fon sağladı, bazı projeleri finanse etti.

 

Avrupa Birliğinin zorlamasına da gerek yok. Ekonomik koşullar ve akıl zaten bunu gerekli kılıyor. Biz çok zengin bir ülke değiliz. İthal kaynaklardan sağlayarak ürettiğimiz enerjiyi maalesef israf ediyoruz.

 

ÇOK CİDDİ ENERJİ TASARRUF POTANSİYELİMİZ VAR

 

Bakınız yapılan hesaplamalara göre bina sektöründe %30, sanayi sektöründe %20 ve ulaşım sektöründe %15 tasarruf potansiyelimiz var. Bu potansiyelin dört Keban Barajına eşit olduğu belirtiliyor.

 

Biz konuyu her fırsatta dile getirdik. TBMM’de konuşmalar yaptık. Araştırma Önergesi verdik. Soru Önergeleri verdik. Bütçe görüşmelerinde dile getirdik. Pek çok öneride bulunduk. Ama ortada bir sonuç yok.

 

Şimdi soruyorum;

 

Bu potansiyelimizin değerlendirilmesini parlamenter sistem mi engellemiş yoksa hükümetin beceriksizliği midir?

 

Parlamento gerekli yasayı çıkarmış ve yürütmeye görev vermiş ama yürütme görevini yapmamış, hükümet görevini savsaklamıştır.

 

2 MAYIS ENERJİ KİMLİK BELGESİ İÇİN ÖNEMLİ BİR TARİH

 

Şimdi size AKP’nin enerji verimliliği konusuna yaklaşımının somut bir örneğini vermek istiyorum.

 

Enerji Verimliliği Kanununun öngördüğü enerji kaynaklarının etkin ve verimli kullanılmasını, israfın önlenmesini ve çevrenin korunmasını amaçlayan Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği 05.12.2008 tarihinde yürürlüğe girdi.

 

Bu yönetmeliğe göre 2011 yılından sonra yapılacak binalar Enerji Kimlik Belgesi  almak zorundalar. Burada bir sorun yok. Çünkü bu belgeyi almayanlara belediyeler mevzuat gereği “yapı kullanım izin belgesi” vermiyor. O yüzden yeni binalar  “Enerji Kimlik Belgesi” ni almak zorunda kalıyorlar.

 

Yönetmelik 2011 yılından önce yapılmış mevcut binalar için bir geçiş süresi belirlemiş. Buna göre 2 Mayıs 2017 tarihine kadar mevcut binalar enerji kimlik belgesini almak zorunda. Bu tarihten sonra mevcut binaların alım, satım ve kiraya verme ile ilgili iş ve işlemlerinde enerji kimlik belgesi düzenlenmiş olma şartı aranacak.

 

Bu sürenin dolmasına iki aydan az bir süre kaldı. Çevre ve Şehircilik Bakanına bu konuyla ilgi bir soru önergesi verdim. Sayın Bakan sağ olsun geçtiğimiz günlerde soru önergeme cevap verdi.

 

Şimdi Sayın Bakanın verdiği cevaptaki bazı bilgileri önemli bulduğum için sizlerle paylaşmak istiyorum,

 

BİR ARPA BOYU YOL ALINAMADI

 

Sayın Bakan Ülkemizde  Enerji Kimlik Belgesi alması gereken bina sayısının 9.152.655 olduğunu söylüyor.

 

Peki, yönetmeliğin bu hükmünün yürürlüğe girdiği tarih olan 2010 yılından bu yana bu binaların ne kadarı Enerji Kimlik Belgesi almış? Sayın Bakan verdiği resmi cevapta 500.000 diyor. Üstelik bu sayının 450.000’i 2011 yılı sonrasına ait. Yani yeni bina. Enerji kimlik belgesini zorunlu olduğu için  almış. Mevcut binaların sadece 50.000’i enerji kimlik belgesini almış. % 1 bile değil. % yarımı enerji kimlik belgesini almış.

 

Sayın Bakana sordum. Enerji Kimlik Belgesini almak için son tarih olan 2 Mayıs 2017 için bir erteleme yapılacak mı dedim. Hayır yapılmayacak dedi.

 

Bu şu anlama geliyor 2 Mayıs’tan sonra halkımız evini satarken, ev alırken, evini kiraya verirken, ev kiralarken çok önemli bir sorunla karşı karşıya kalacak. Kendilerinden Enerji Kimlik Belgesi istenecek.

 

Buraya dikkatinizi çekmek için tekrar ediyorum. 2 Mayıs halkımız için çok önemli bir tarih. Evini satmak isteyen, kiraya vermek isteyen ya da ev almak, ev kiralamak isteyen vatandaşımız ilave bir zahmet ve bedelle karşılaşacak. Çünkü bu işlemler için  enerji kimlik  belgesi istenecek.

 

İşte AKP zihniyeti. Üzerine düşen izleme ve denetleme işlevini yerine getirmiyor. Gerekli uyarıları yapmıyor. Şimdi halkımızı çok ciddi bir sorunla karşı karşıya bırakıyor.

 

Bu sorumluluk hükümete aittir. Yıllar boyunca görevini ihmal edip bu konuyu halletmediği için şimdi bedelini her zaman olduğu gibi halkımız ödeyecek.

 

Sayın Bakana bir soru daha sordum.  Kamu binalarında durum nedir, onlar için enerji kimlik belgesi alındı mı, kamu kendi sorumluluğunu yerine getirdi mi dedim. Sayın Bakan bu konuda bilgilerinin olmadığını belirtti. Düşünebiliyor musunuz? Görevi bu konuyu takip etmek olan bir bakanın kamu binalarından haberi yok.

 

Ödediğimiz vergilerle enerji kullanan kamu binalarında enerji boşa gidiyor, heder oluyor, Bakanlık seyrediyor.

 

ENERJİYİ İSRAF EDİYORUZ

 

Tamamına yakınını ithal ettiğimiz doğal gaz ile binalarımızı ısıtmaya çalışırken, çok ciddi boyutlarda israfa yol açıyoruz. Şimdiye kadar tüm binaların enerji performanslarının iyileştirilmesini, enerji tasarrufu yapılır hale getirilmesini sağlamak durumundaydık. Ama bir arpa boyu bile yol alamadık. Kim engel oldu buna. Yapmak istediniz de dış güçler mi elinize vurdu? Bu kadar kaynağı bol bir ülke miyiz biz?

 

Bunu yapmadığınız için Nükleer Santral yapmak amacıyla uzun vadelerle yüksek fiyattan alım garantisi vererek bu ülkenin insanlarının sırtına yeni yükler bindiriyorsunuz. Bunları yapmadığınız için Çayırhan da yüksek alım fiyatları ile uzun süreli alım garantileriyle santral yaptırıyorsunuz.

 

Çayırhan da devlete yani halka ait olan kömür rezervini firmaya bedava veriyorsunuz. Gel bu kömürü yakacak bir santral kur, oradan ürettiğin elektriğin kWh’ini 6,04 centten  ben senden 15 yıl boyunca alacağım diyorsunuz. Yapacağın yatırıma kredi bulamazsan kafanı yorma Varlık Fonu kurdum bu milletin parasından sana onu da sağlarım diyorsunuz.

 

Bu varlık fonu da ayrı ciddi konu . Enerjiyi de kattılar içine. Sırası gelmişken ona da kısaca değinmek isterim.

 

Bildiğiniz gibi geçtiğimiz aylarda çıkarılan bir Bakanlar Kurulu Kararı ile bu ülkenin birikimleri, dev şirketleri Varlık Fonuna devredilmişti. Cumhuriyet dönemini bir dikili ağaç yok diye yok sayanlar, halkımızı her şeyin kendi dönemlerinde yapıldığı yalanına inandırmaya çalışanlar; sadece kendi dönemlerinde bile Cumhuriyet dönemi varlıklarını sata sata bitiremediler. Tam 60 milyar dolarlık özelleştirme yaptılar.

 

Şimdi de özelleştiremediklerini, satamadıklarını varlık fonuna devrederek istedikleri şekilde, kamu ve meclis denetimi dışında kullanmak niyetindeler.

 

HES’LER VARLIK FONUNA MI DEVREDİLECEK?

 

Varlık Fonuna enerji ve madene ait BOTAŞ, TPAO ve Eti Maden gibi çok önemli büyüklükteki  kamu şirketlerini de devrettiler.

 

Maşallah Varlık Fonunun iştahı yeterince kabarık, doymak bilmiyor. Şimdi de EÜAŞ bünyesinde bulunan Hidroelektrik Santrallerini yutması gündemde.

 

Barajlar ve akarsular üzerinde kurulu EÜAŞ tarafından işletilen 70 civarında Hidroelektirk Santrali yani HES var. Bunların toplam kurulu gücü 13.000 MW. 2015 yılında 35 milyar kWh elektrik üretmişler. Toplam elektrik üretimine %15’e yakın katkı sunmuşlar.

 

Atatürk, Keban ve Karakaya gibi çok büyük santraller var aralarında. Bunlar ülkemizin enerji arz güvenliği açısından çok önemli yatırımlar. Bunların gelirlerinin ya da teminat olarak gösterilmek suretiyle elde edilecek kredilerin yandaş müteahhitlere ucuz kaynak olarak sunulacak olması kabul edilemez.

 

Hükümet bu konuda acilen bir açıklama yapmalıdır. Söylendiği gibi HES’ler varlık Fonuna devredilecek midir?

Açıklasınlar.

 

Milletin malı, milletin denetiminden kaçırılmak isteniyor. Bütün bu varlık fonuna devredilen kuruluşlar kimlerin hizmetine sunulacak yakından takip edeceğiz. Bunun peşini bırakmayacağız.

 

Kıymetli Basın Mensupları;

 

DÖVİZ ÜZERİNDEN UZUN VADELİ ALIM GARANTİLERİ SORUNLU

 

Her konuda yerli ve milli vurgusu yapan, gariban halkımızın cebindeki 10-20 dolara göz diken iktidar çevreleri, döviz yükseldiğinde yerli paraya dönme kampanyaları düzenleyenler nedense kamu ihalelerini döviz üzerinden yapıyorlar.

 

Akkuyu Nükleer Santralinde kWh başına dolar/sent ile alım garantisi verenler, şimdi de tamamen yerli kaynak olan kömürümüzden elektrik üretecek kömür santrali için dolar/sent üzerinden 15 yıl alım garantisi veriyor. Döviz her yükseldiğinde bu bedeller de otomatik yükselecek.

 

Döviz üzerinden verilecek alım garantileriyle bu tür yatırımların yaygınlaştırılacağını sayın bakan açıkladı.

 

YANLIŞ ENERJİ POLİTİKASI İZLENİYOR

 

Sonuç olarak değerli basın mensupları;

 

Bu ülkede enerji politikaları yanlış belirleniyor ve yanlış işler yapılıyor. Bunun bedelini de maalesef halkımız ödüyor.

 

Elimizde enerji verimliliği gibi çok ucuz ve tamamen yerli bir kaynak varken çok pahalı enerji yatırımları planlanıyor ve yapılıyor. Tıpkı köprülerde, şehir hastanelerinde olduğu gibi her gün halkımıza yeni bedeller çıkarılıyor.

 

Bu halkın ucuz ve kaliteli enerjiye ihtiyacı var. Elektrik faturaları sürekli kabarıyor. Kayıp kaçak bedelleri, dağıtım firmalarının bütün yatırım ve harcamaları da halka ödettiriliyor. Bu yüzden faturalar yükseliyor.

 

Şimdi izninizle Başkanlıktan sonra Türkiye’nin uçuşa geçeğini müjdeleyenlere buradan sormak istiyorum. Başkanlık gelirse elektrik faturaları düşecek mi yoksa bundan önce yaptığınız gibi faturalara yeni yükler mi bindireceksiniz?

 

Saygılarımla.

kaynak:enerjihaber


Etiketler :
Paylaş      
     
     
Yorum Yaz
Ad Soyad :
E-mail :
Yorum :